14 Haziran 2014 Cumartesi

GAZİANTEP GEZİSİ 2

Antep'te ikinci günümze sabah saat 9 civarı uyanıp otelde kahvaltımızı yaptık. Daha öncede bahsettiğimi gibi zengin, lezzetli bir kahvaltıydı, bir kere katmer vardı . Kahvaltımızı edip otelden ayrıldıktan sonra başladık pazar günü çoğunluğu kapalı olduğundan gezemediğimiz Antep'in hanlarını, bakırcılarını gezmeye.



 İlk olarak Meldalar'ın daha önce de alışveriş yaptığı Zeugma Bakır'a gittik. Eyüp Abi'nin dükkanı bakırcılar çarşının içinde değil, bir imalathane mağazası. Dükkanın yan tarafında Eyüp Abi'nin abisi bakırları işliyor,dövüyor. Zeugma Bakır'a girince kendimi kaybettim, herşey o kadar güzel o kadar zarifti ki. Hepsinden hepsinden almak istedim, kahve takımları, süs eşyaları, şamdanlar, tavalar,tabaklar. İnanın gözüm döndü. Eyüp abi bize bakır işçiliğinin inceliklerini,makine işi ile el işçiliğinin nasıl ayırt edeceğimizi anlattı. Buradan evimize 6 kişilik sade bir kahve seti aldım.

,





Bu ufak alışverişten sonra Erhan'la Selim  bizi Melda ile yalnız bırakıp kendileri  bir türlü doyamadıkları beyranı içmeye Metanet'e gittiler. Metanet beyran nerede içilir deyince herkesin ilk tavsiye ettiği yer. Metanet'te öğleden sonra  beyran bulamazsınız, sadece sabah saatlerinde beyran yapılıyor lokantada.

Onlar beyran içe dururken biz çarşı pazar gezdik. İlk durağımız Zincirli Bedesten Handı.Zincirli Bedesten 1781 yılında Daredenli Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmış. 2008 yılına kadar kasapların bulunduğu ve et hali olarak kullanılan bu han 2009 yılında yeniden düzenlenerek esnafa kiralanmış. Bugün daha çok turistlere yönelik bir han olarak hizmet veriyor. İçerisinde bir çok hediyelik eşya, bakır, sedef, kutnu kumaşı, baharatçı bulabilirsiniz.




Zincirli Bedesten'den sonra Bakırcılar Çarşısı'nda gezdik.Alışverişimizi daha önce yaptığımızdan bu muhteşem bakırlara kendimi zar zor tutarak sadece bakmakla, fotoğraflarını çekmekle yetindim.




Çarşı gezmelerine biraz mola verip, meşhur Tahmis Kahvesi'nde çocuklarla buluştuk. Tahmis Kahvesi'nin çoğu Antepli bozulduğunu düşünüyor. Ben bu bozulmuş halini bile çok begendim. İçeri girince sağ tarafta kağıt oynayan amcalar sanırım her daim oradalar. Tahmis Kahvesi'nde menengiç kahvesi içtik. Menengiç güneydoğu ve iç anadolu bölgelerinde doğal olarak yetişen bir bitki, kahvesi de bu bitkinin meyvelerinin kavrulması ile elde ediliyor. Türk kahvesine göre daha aromalı, biraz daha ağır geldi bana. Tahmis Kahvesi'nde kahve içerken yanında size menengiç ve kendir tohumu ikram ediyorlar. Bir de burada genelde canlı müzik oluyormuş, biz denk gelemedik maalesef.






Öğle yemeği için sırada gitmek için sabırsızlandığımız Halil Usta vardı. Halil Usta'da önden bir küşleme, sonrada karışık kebap yedik. Üstünden aylar geçmesine rağmen tadı hala damağımda, bu lezzet anlatılmaz siz en iyisi gidip yiyin.







Halil Usta'dan sonra Antep'in sokaklarında başıboş gezindik. Fotoğraflar çektik, İstanbul'a götürmek için baklava, salça, baharat, fıstık alışverişleri yaptık.



Akşam yemeği için ise Antep'in yöresel sulu yemeklerinden tatmak istedik.  Aşina Gaziantep Mutfağı 2004 yılından beri hizmet veriyor, sloganları 'aşina olduğumuz tatlar bir çatı altında'. Gazianteplilerin aşina benimse bir o kadar bir haber olduğum çeşit çeşit yemek vardı Aşina'nın menüsünde. Erhan yuvarlama, ben analı kızlı yedim. Daha önce Knorr'un hazır çorbaları aracılığı ile tanışmış olduğum bu tatlara karşı biraz önyargılıydım, kaşığı ağzıma koyduğum an fikrim değişti, 2 gündür kebap istilasına uğramış mideme de bu sulu yemekler çok iyi geldi.





Antep gezimizi de böylece tamamlamış olduk. Yemekten sonra doğru havaalanı ve İstanbul. Antep'de çok keyifli iki gün geçirdijk, sadece 1 gece kalmış olmamıza rağmen havamız değişti, midemiz bayram etti :) Bu gezide bize rehberlik eden, vaktimizi en verimli şekilde geçirmemizi sağlayan sevgili dostlarımıza da  ayrıca çok teşekkür ederiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder